bir zamanlar daha toy bir delikanlıyken
damarlarımızdaki kanın çılgınca aktığı günlerde, delilik ve serserilik
sarmıştı ruhlarımızı. işte tam o çağlarda tattık metalin coşkusunu
megadeth slayer ve sepultura ile.. sepultura bir daha toparlanmamak
üzere dağıldı. slayer ve o eski şaşaalı günlerinden eser kalmayan
megadeth te eridi. aynı metalicanın olduğu gibi onlar da zirveye
çıktılar bir dönem ve şimdi sessiz sedasız kavruluyorlar kendi
yağlarında.
megadeth'i ilk olarak youthanasia albümleri ile tanıdım. dave' in in vokalini ilk duyduğumda hayran olmuştum. lan dedim bende bir gün vokalist olabilir miyim acaba.?? ilk dinlediğimde ben bunları dedeler sanmıştım eh yok tabi o dönemlerde video klip falan:-) daha sonra gördüm ki sarışın uzun saçlı bana benzer bir tip. daha da arttı hayranlığım sarışın olmasından dolayı. daha sonra diğer albümlerini de keşfettim yavaş yavaş. ve holly wars koptuğum nokta oldu, bukadar mı güzel bir parça olurdu, bukadar mı güzel çalınırdı bir gitar, bir şarkı bukadar mı güzel söylenirdi bukadar mı güzel vurgular yapılırdı bir parçada.. daha sonra countdown to extinction takip etti sırayı kronolojik olmasa da. o saphada hayranlığım iyiden iyiye artmıştı megadeth tayfasına, hele gitarlarını canlı canlı lay lay lom bursa mağzalarında görünce ve o tonları içimde hissedince işte bu dedim.. daha sonraları müzikal anlamda ufkumuzu açan bir radyo programında istek anonsumuz yapılınca (isteğimiz coutntdown to extinction' du) artık bir metalci olmuştuk pişmiştik yani. daha sonraki safhalar grup kurmaktı tabi:-) hep megadeth' i örnek aldım uzunca bir süre, hatta saçlarımı da uzattım ama hiç bir zaman dave' in kiler gibi
olamadılar.
günlerden bir gün bir film takılır gözüme. cd nin üzerinde elinde bir gitarı olan uzun saçlı bir genç vardır. uzanır alırım elime gayrı ihtiyarice. cd de ''rockstar'' yazar. izlenesi baş tacı edilesi bir filimdir alırım ve izlemeye koyulurum. bu filmde şöhret basamakları şaşalı hayatlar ve kaçınılmaz çöküş işlenmiş. film bir nevi yıldız olmak isteyenlere hitab etmiş bir filmdir. kahramanımız, bir gruba ''steeldragon'' hastadır ve grup için yaşar. bu grup bana judas priesti anımsattaı nedendir bilinmez:-) en çok etkilendiğim sahnesi mi.? evet en çok etkilendiğim sahnesi ted nugent in strenglhold unun çaldığı sahnedir, ömrü hayatımda bir film karesi ve müziğin bukadar uyuştuğunu görmedim desem yeridir. daha sonraları tahmin edileceği üzre tırım tırım steel dragon albümünü aramaya koyuldum, buldum mu evet buldum. günler geceleri geceler günleri kovaladı.. hep hayranı olduğum heavy metal piyasasına daha da hayran bir şekilde dolaştım ortamlarda. ama içimizdeki o delikanlılık ateşi söndü. yandı bitti kül oldu, müziği dinliyorum ama kafa sallayan, pogo yapan, sağda solda içen, carpe diem yaşayan ben yok artık. eh bu işler de bir yere kadar ama değil mi:-) artık bir çekirdek ailem var benim. darısı tüm metalcilerin başına....
megadeth'i ilk olarak youthanasia albümleri ile tanıdım. dave' in in vokalini ilk duyduğumda hayran olmuştum. lan dedim bende bir gün vokalist olabilir miyim acaba.?? ilk dinlediğimde ben bunları dedeler sanmıştım eh yok tabi o dönemlerde video klip falan:-) daha sonra gördüm ki sarışın uzun saçlı bana benzer bir tip. daha da arttı hayranlığım sarışın olmasından dolayı. daha sonra diğer albümlerini de keşfettim yavaş yavaş. ve holly wars koptuğum nokta oldu, bukadar mı güzel bir parça olurdu, bukadar mı güzel çalınırdı bir gitar, bir şarkı bukadar mı güzel söylenirdi bukadar mı güzel vurgular yapılırdı bir parçada.. daha sonra countdown to extinction takip etti sırayı kronolojik olmasa da. o saphada hayranlığım iyiden iyiye artmıştı megadeth tayfasına, hele gitarlarını canlı canlı lay lay lom bursa mağzalarında görünce ve o tonları içimde hissedince işte bu dedim.. daha sonraları müzikal anlamda ufkumuzu açan bir radyo programında istek anonsumuz yapılınca (isteğimiz coutntdown to extinction' du) artık bir metalci olmuştuk pişmiştik yani. daha sonraki safhalar grup kurmaktı tabi:-) hep megadeth' i örnek aldım uzunca bir süre, hatta saçlarımı da uzattım ama hiç bir zaman dave' in kiler gibi
olamadılar.
günlerden bir gün bir film takılır gözüme. cd nin üzerinde elinde bir gitarı olan uzun saçlı bir genç vardır. uzanır alırım elime gayrı ihtiyarice. cd de ''rockstar'' yazar. izlenesi baş tacı edilesi bir filimdir alırım ve izlemeye koyulurum. bu filmde şöhret basamakları şaşalı hayatlar ve kaçınılmaz çöküş işlenmiş. film bir nevi yıldız olmak isteyenlere hitab etmiş bir filmdir. kahramanımız, bir gruba ''steeldragon'' hastadır ve grup için yaşar. bu grup bana judas priesti anımsattaı nedendir bilinmez:-) en çok etkilendiğim sahnesi mi.? evet en çok etkilendiğim sahnesi ted nugent in strenglhold unun çaldığı sahnedir, ömrü hayatımda bir film karesi ve müziğin bukadar uyuştuğunu görmedim desem yeridir. daha sonraları tahmin edileceği üzre tırım tırım steel dragon albümünü aramaya koyuldum, buldum mu evet buldum. günler geceleri geceler günleri kovaladı.. hep hayranı olduğum heavy metal piyasasına daha da hayran bir şekilde dolaştım ortamlarda. ama içimizdeki o delikanlılık ateşi söndü. yandı bitti kül oldu, müziği dinliyorum ama kafa sallayan, pogo yapan, sağda solda içen, carpe diem yaşayan ben yok artık. eh bu işler de bir yere kadar ama değil mi:-) artık bir çekirdek ailem var benim. darısı tüm metalcilerin başına....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder